Mastodon
@Minnesota Timberwolves

Alperen Şengün 🏀 | Timberwolves ⚔️ Rockets | 10.4.2026



Alperen Şengün 🏀 | Timberwolves ⚔️ Rockets | 10.4.2026

Kanalımıza katıl butonu ile destek olabilirsin:
https://www.youtube.com/channel/UCbpkmMfvXhvpfI-IGUQbHdg/join

Discord: https://discord.gg/6GYrCdtK5a
Twitch: https://www.twitch.tv/zelimirhbk
Instagram: https://instagram.com/zelimirhbk
X: https://twitter.com/zelimirhbk_
Tiktok: https://www.tiktok.com/@zelimir_hbk
Telegram: https://t.me/zelimirhbk

E-Posta: zelimirhbkyt@gmail.com

❤️Beğenmeyi ve Abone olmayı unutmayalım

#işbirliği #alperensengun

Alperen Sengun Highlights vs Timberwolves

Minnesota Timberwolves – Houston Rockets

41 Comments

  1. Alperen:
    29 dakika
    10/13 iki sayı
    2/2 serbest atış
    22 sayı
    6 ribaund
    8 asist
    1 blok
    3 top kaybı
    5 faul
    7 (+/-)

    🆚 Timberwolves 136-132 Rockets

    📊 Timberwolves istatistikleri: 9:51
    📊 Rockets istatistikleri: 9:55

    🏟️ Önümüzdeki maç: 13 Nisan Pazartesi 03.30 | Grizzlies ⚔️ Rockets

    ❤️ Videoyu beğenmeyi, kanala abone olmayı unutmayalım

    🤝 Katıl ile kanalıma destek olabilirsiniz: https://www.youtube.com/channel/UCbpkmMfvXhvpfI-IGUQbHdg/join

    💬 Telegram sohbet grubumuz: https://t.me/zelimirhbk

  2. Udoka denilen sıfatsızı görünce benim cinler tepeme çıkıyor, Alpi iyi dayanıyor buna. Son çeyrekte verdiği kaçıncı maç oldu meymenetsizin. Kaç defa da Alpi kurtardı onları saymıyoruz. Senin bu kabiliyetke koçluk yaptığın dünya batmaya mahkum hale gelmiş demektir.

  3. Josh Okogie 27 dk sahada kalmis yaptigi sey 2 sayi, 2 asist, 1 ribaunt🤯… Bu hoca gercek salak😠.. Bence Alperen Kendine bir takim bulmali✌..

  4. Şu Kd işler iyi gitmediğinde pasları bilerek kötü atıyormuş gibi hissettiriyor, ne zaman son dakkalarda geride olsalar maçı satan bi hareketini görüyorum lavuğun.Jabari'ye attığı pas gibi

  5. ABD de yasiyorum, irkcilik sadece siyahilere degil beyazlara da uygulaniyor, en iyi ornegi bu irkci kafa Udoka lavugu. Alperen takimin beyni olmasina ragmen 20 dakika'ya yakin kenarda tuttu, yerine aldigi adam zenci, her turlu zarari verse de tek kelime etmedi. Alp genis goruslu bir hocasi olan ve sampiyonluga oynayan bir takimda NBA tarihine gececektir, bundan hic suphem yok.

  6. Bu koçla olmazzzzzz bu tuglacilardan bir cacık olmaz yuhh üçlük atmazsan nasıl oyun kazanacaksın yazık bırak Alpi bu takımdan bir an önce kurtul

  7. Maç sonunda KD’nin tribi ne öyle alpiye sırtını dönmüş yine. Hata yapınca da Alpiye suç buluyor. Alpi’ye helal olsun bu mobinge geri adım atmıyor.

  8. Jose ve tari nin oynadığı sürelere ve istatisliklerine bakın gerçekten alpiye üzülüyorum inşallah takas olur

  9. Alpi öncelikle eline sağlık iyi oynamışsın FAKAT !!! ; şu hakemlere itiraz etmeyi, onlarla sözlü sataşma, bağırma, onlardan faul bekleme, nedden düdük çalmıyorsun v.b şeklindeki hal ve hareketleri KESİNLİKLE bırakmalısın, bu hareketler senin oyununu geri götürüyor ve belkide daha kötüsü senin moralini bozup performansını çok ileri derecede etkiliyor. Bu bir abi tavsiyesi bence dikkate al, senin çok daha başarılı bir basketbolcu olmanı istediğim için bu yorumu yaptım. Seviliyorsun🥰, başarılarının devamını dilerim.

  10. Yazan: Yalçın Gerek

    Alperen: Elde Var Farklı Bir Dört – Öğrenilecek Ders “Rezilyans”

    Bu sabaha karşı oynanan Houston-Minnesota maçı, takvimde duran sıradan bir karşılaşma değildi. Toyota Center’da yalnız bir NBA maçı oynanmadı; karakter, akıl, panik, irade ve kapanış disiplini aynı parkede sınava girdi. Bir tarafta pençesini göstermeyi seven Clutch the Bear vardı. Öte tarafta ise adının hakkını veren *Timberwolves*: fırsatın kokusunu alan, boşluğu görünce sızan, rakip sendelediğinde dişini gösteren bir kurt sürüsü. Gecenin sonunda Minnesota 136-132 kazandı, Houston’ın sekiz maçlık serisi de orada bitti.

    Kağıt üstünde Houston’ın kaybetmemesi gerekirdi. %61 saha içi isabeti buluyorsun. Rakibi ribaund da 39-25 geçiyorsun. Amen Thompson 41 sayı, 9 ribaund, 7 asistle oynuyor. Kevin Durant 33 sayı, 7 ribaund, 7 asist üretiyor. Alperen Şengün 22 sayı ve 8 asist bırakıyor. Böyle bir tabloda normalde ev sahibi maçın anahtarını cebine koyar, ışıkları kapatır, salondan öyle çıkar. Fakat basketbol bazen vitrindeki parıltıya değil, çekmecedeki düzene bakar. Minnesota 15 üçlük soktu, yalnız 8 top kaybı yaptı ve son bölümde 17-4’lük seriyle maçı Houston’ın elinden usul usul aldı. Houston sofrayı kurdu; Minnesota hesabı rakibin önüne bıraktı.

    Houston bir ara 10 sayı öne geçti. Salon ısındı, tempo lehine döndü, maç ev sahibinin avucuna doğru kayıyor gibi göründü. Tam o sırada kurtların dişine kan değdi. Minnesota telaşla değil, sürü hafızasıyla oynadı. Biri köşeden vurdu, diğeri geçiş hücumunda boşluğu gördü, öteki rakibin dikkatini çaldı. Böyle anlarda kuvvetle serinkanlılık birbirinden ayrılır. Biri öne geçmenin keyfini yaşar, öteki maçı teslim almanın hesabını yapar. Minnesota o hesabı sonuna kadar yaptı.

    Minnesota’nın takım savunmasını ve transition düzenini ne kadar iyi oynadığı bir kez daha görüldü. Bir de topu ziyan etmemeye neredeyse yeminli gibiler; bu yüzden possession kalitesi sürekli yüksek kalıyor. Rakip iki doğru karar çıkarırken onlar üç doğru açı, dört doğru yerleşim, beşinciyi de sabırla buluyor. Üstelik bu yalnız ilk beşlerin galibiyeti değildi. Minnesota’da 8 oyuncu 9 sayı ve üstüne çıktı; Houston’da bu sayı 5’te kaldı. Terrence Shannon Jr. benchten 23 sayı verdi. Ayo Dosunmu 15 sayı ve 4 asist ekledi. Veteran Mike Conley de 9 sayı ve 4 asistle yaşını değil aklını oynadı. İkinci beşiyle bile Houston’a kafa tutan böyle bir rakip izleyince, ara transfer dönemindeki guard/playmaker ihtiyacının yeterince zorlanmamış olması daha görünür hale geliyor. Dosunmu gibi bir bağlantı oyuncusunun değeri bazı geceler kendi katkısıyla değil, senden eksileni aydınlatmasıyla anlaşılır.

    Minnesota, Denver için bile ciddi tehdit. *Alexander Walker*’ı takımda tutabilselerdi en büyük şampiyonluk adayı demem hiçten bile değildi. Çünkü kolektif sertlikleri var, geçiş oyununda disiplinleri var, topa ihanet etmeme alışkanlıkları var. Bir de rakip sendelemeye başladığında yaranın kokusunu alan kurt soğukkanlılığıyla üstüne gidiyorlar. O gece Houston bunu iliklerine kadar hissetti.

    Alperen cephesinde yazılması gereken şey yalnız 22 sayı ve 8 asist değil. Elbette bu rakamlar küçümsenecek üretim değil; tam tersine, hücumun medeni tarafında yine onun imzası vardı. Kısa paslar, doğru açı, içeriden dışarı denge kuran küçük ama kıymetli dokunuşlar, *Amen*’in patlayıcılığına açılan görünmez kapılar… Bunların hepsinde onun aklı dolaştı. Fakat bu maçta daha derin ve daha adaletsiz bir tablo da vardı. *Alperen*’in yaşadığı en büyük psikolojik ve fiziksel yük, yardım savunması yorgunluğu gibi görünüyor. Perdeyi geçen geliyor, ilk delici adımı bulan geliyor, arkadaki boşluğu kapatma görevi yine dönüp dolaşıp ona kalıyor. Sonra da fatura çoğu zaman ona çıkıyor. Oysa bazı akşamlarda savunma yapmayan değil, başkalarının açtığı kapıları tek başına kapatmaya çalışan oyuncu oluyor. Bu, box score’da görünmez; ama oyunun röntgenine bakınca seçilir.

    Burada bence bir kavram çok yerli yerine oturuyor: Hypengyophobia*. Yani sorumluluktan kaçma, sorumluluğu görünürde sahiplenip gerçekte kaçınma, sorumluluğu almak yerine almayıp başkalarını hedefe koyma hali. Bu kurumsal hayatta da vardır, basketbolda da vardır. Bir organizasyon yapısının bulunduğu her yerde var. *Alperen aslanlar gibi sorumluluk alıyor. Açık veriyor, yük alıyor, demeç veriyor, eleştiriyi de sırtlıyor. Tam da bu yüzden doğal günah keçisine çevrilmeye çalışılması büyük haksızlık olur. Koçun sert olması başka, sorumluluğu alması veya sorumluluğu saha içinde adil dağıtması başka. Takımda sistem düşüncesi oluşturması ve bunu koruması ise bambaşka. Bir yapıda yük paylaşımı bozulursa, yetenek bile bir noktadan sonra iç çekmeye başlar. Var mıdır bu Hypengyophobia*’nın tedavisi diye sorduğunuzu hissediyorum. Yanıtım: *Evet var: Sistem Düşüncesi. Bütün organizasyon paydaşlarının, burada takım paydaşlarının, takım sistemini düşünmesi ve bu sistemi ileriye götürecek sorumluluğu hem maç içinde hem de maç dışında alması. Alperen alıyor. Peki alması gerekenler? Ya Udoka*? Ya *KD*? Vücut dilleriyle, söylemleriyle ve eylemleriyle sorumluluk alıyorlar mı? Ya da *Hypengyophobia semptomları mı sergiliyorlar?

    Udoka*’nın son haftalarda ilk yarılarda *Alperen*’e daha takıntılı bakması, savunmasını daha yüksek sesle tartması da bu denklemden bağımsız görünmüyor. Oysa savunmada bazı gedikler daha yukarıda açılıyor. *Reed*’in, *KD*’nin ve zaman zaman *Jabari*’nin gösterdiği o “buyurun geçin” kibarlığı, pota altında *Alperen*’i sürekli misafir ağırlayan ev sahibine çeviriyor. Üstelik rakip guardlara sert ve sürekli tam saha baskı uygulanmayınca, veteran *Mike Conley gibi oyunu akılla kuran bir guard hücum süresini rahat rahat kullanıyor. Yangın bahçede çıkıyor, duman mutfakta görünüyor; sonra da herkes tencereye bakıyor. İçimdeki Yalçın der ki: Tarlanın kapısını açık bırakıp sonra danaya kızmak, biraz da kendi aklıyla kavga etmektir.

    Amen Thompson ise bu maçta başka bir pencere açtı. 41 sayı, 9 ribaund, 7 asist… Bu yalnız yüksek rakam değil; doğal afet gibi bir enerji. Patlama var, verticality var, niyet var, cesaret var. Bazen öyle yükseliyor ki potaya gitmiyor da apartmanın üçüncü katındaki stor perdeyi indiriyor sanırsın. Keşke önümüzdeki yaz boyunca Kobe ile *MJ*’in bütün drill’lerini çalışsa ve kendine bir yüklese, yani kendini upgrade etse. Çünkü potansiyel kelimesi bazen israf edilir; Amen için değil. Orada ham cevher değil, kuyumcu bekleyen maden var.

    Kevin Durant tarafında ise rakam ile ruh hali aynı fotoğrafa tam sığmadı. Skoru üretti, evet. Ama bazı anlarda *Anthony Edwards*’la giriştiği trash talking, oyunun dikkatini gereğinden fazla dağıttı. Büyük oyuncular bazen topu değil, dikkati kaybeder. Dikkat kayınca oyun da elde sabun gibi kalır. Minnesota o gece Houston’ın yalnız savunmasını değil, dikkatini de çaldı. Basketbolda bu hırsızlığın cezası ağırdır; topu çalınan pozisyon kaybeder, dikkati çalınan bazen maçı kaybeder.

    Bir başka soru da şu: New York Knicks, Boston Celtics ya da Los Angeles Lakers gibi taraftar etkisi yüksek organizasyonlarla kıyaslayınca, Houston’ın sahadaki 6. oyuncu kavramını aynı yoğunlukta üretememesi mi konuşulmalı? Rockets’ın 2025-26 sezonu iç saha toplam seyircisi ve maç başı ortalaması kötü değil; ama bazı salonlar doluluğun ötesinde maça ağırlık da koyar. Houston’ın salonu zaman zaman ısınıyor, coşuyor, ayağa kalkıyor; ama rakip nefesine çöken o kalın baskıyı her gece aynı tonda üretemiyor. Bu, taraftarı küçümsemek değil; bazı şehirlerin basketbolu yalnız izlemediğini, oyuna çok daha fazla katkı verdiğini ve takım sistemine verdiği desteğin hakkını teslim etmek istememdendir. Keşke Houston taraftarı da bu konuda daha fazla sorumluluk alsa ve maçı sorumluluk alarak yaşasa.

    EAL’den eski basketbol koçum Süleyman Toy Hocam bile Udoka*’nın yerinde olsa bu takımı çok daha iyi yönetir diye düşünmeden duramıyorum. Sorumluluk alır, *sistem düşüncesini ve takım ruhunu olması gerektiği şekilde mutlaka tesis eder. Büyük koçluk biraz da budur. Bakınız en güzel örneklerine. Obradoviç*, *Ergin Ataman*, *Gregg Popovich*, *Rick Carlisle*, *Sarunas Jasikevicius gibi önemli koçların ortak özelliği bence bu. İşte Udoka*’da pek de olmayan bu. Bağırmak, sert görünmek, tough love cümleleri kurmak yetmez. Bazen en sert şey, adil olmaktır. Bazen en büyük disiplin, sorumluluğu saklamamaktır. *Takım Sistemi kurmak ve herkesi bu sisteme hizmet eder hale getirmektir.

    Bu yüzden bu maçtaki *“Elde Var Farklı Bir Dört”*, klasik bir artı bir değildir. Bu, haneye yazılan parlak bir galibiyet değil; ders gibi duran, can sıkan ama öğretici olan bir dört. Bazı akşamlar sizi zafer büyütmez; eksik bıraktığınız yer büyütür. Bu gece onlardan biriydi.

    Rezilyans*, darbeyi yiyip ayağa kalkmak değildir sadece; kurtlar kapıya dayandığında aklını, sesini ve oyununu kimin teslim etmediğidir. Houston’da *Clutch the Bear pençesini gösterdi, ayağa kalktı, kükredi, fakat kurtlar korkmadı; tam tersine sonunda Clutch’ı *clutch time*’da evine yolladılar.

    YGE
    11 Nisan 2026

  11. Alperen çıkınca fark açılıyor girince skor eşitliği, ara iyice açılıyor alpiyi alıyor, sonra alpi defans bilmiyor oluyor hep siz biliyorsunuz taam. Şaka bir yana Amen sayı atınca az şova vursa değeri katlar acayip atletik ve hareketleri de göze güzel geliyor.

  12. -17 verimlilik kim? Bu adamın torpili nereden acaba 12 de 5 vaaay hakikaten şutör. Takımda 3 kişi %70’in üzerinde ve maçı kaybediyorsan boş bakan Udoka gitmeli artık

  13. Takım kaç kişi kalmış bu takım fazla ilerlemez Alperen kendini geliştirdi geçen yıla göre belli oluyor Udakaki agresiflik anlaşılmaz birşey….

  14. Alperenin vücut hareketleri ,top sürmesi dengeli değil.Bu yüzden her hatası diğerlerinin hatalarından daha fazla göze batıyor.Bir siyahi oyuncu estetiği yok yani.

  15. Bu adam koç falan değil hocam alpiye o kadar kolay fauller çıkarken adam alpiye suçlar gibi bakıyor durant kritik anlarda batırıyor ama prens durant havari desen Allah'a emanet eski jabari geri dönmüş Bench zaten sıfır adams ve brooksdan sonra takımın hali içler acısı harbiden

  16. Udokanın kovulması için eğer play-off ta hiç maç kazanmamaları gerekiyorsa kazanmasınlar, zaten öyle olacak gibi

  17. Normalde takım olarak şut yüzdesi çok iyiydi 3 sayılık olarak az şut denediler kd bile 3 lüğü yok bu kadar 2 sayılık yüzdeye maç kaybetmek kötü olmuş

  18. KD konusundaki komplo teorilerine inanmaya başladım artık. Adam resmen kritik zamanlarda bilerek hata yapıyor top kaybı yapsınlar istercesine saçma paslar atıyor gibi. Serbest atışları özellikle sokmuyor gibi

  19. özeti izlerken dedim alpi trible double yaptı heralde, faul sorunu olmasa olurmuş bu maç, verimli oynamış ama senin atmadığın ya da atamadığın üçlükleri rakip atarak elinden maçı almış, koça yazar.
    Eline sağlık Zelimir.

Write A Comment